TR Doktor

Boşanma ve Parçalanmış Ailelerde Yetişen Çocuklar

Sesli Oku

Boşanmış  Ailelerde Mutsuz Çocuklar


Evlenmek çok kolay önemli olan evliliği devam ettirmektir. Sevgiliyken birçok konuda uzlaşma sağlayan çiftler evlendikleri ilk günden itibaren çeşitli konular üzerinde çatışma yaşamaya başlarlar. Büyük bir aşkla evlenilen insanla bunca sorun yaşayıp sorunların üstesinden gelememek ,yoğun bir düş kırıklığı ve kedere neden olduğundan çiftler sonunda evliliklerini sonlandırma kararı alırlar. Anne ,baba yada birinin kaybı veya boşanmaları sonunda meydana gelen düzensiz yapıya “dağılmış aile” diyoruz.

 

 Ailenin dağılması, bebeklik dönemine rastlaması durumunda çocuk üzerindeki yıkımı daha fazla olmaktadır. Anne kucağında ve mutlu baba yuvasında  büyümek her çocuğun vazgeçilmez hakkıdır. Çeşitli sebeplerle bu haktan mahrum bırakılması çocuğun kişilik gelişimini, beden ve ruh sağlığını derinden etkiler.
Anneden, babadan veya her ikisinden ayrı büyüyen çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda, çok iyi bakılıp beslenseler dahi, yaşıtlarına oranla zihinsel ve bedensel yönden geri kaldıkları, hayata küsmüşçesine iç dünyalarına çekildikleri, bakıcılarıyla duygusal ilişkiye giremedikleri ve sevgi bağı kuramadıkları görülmektedir.
Çocuk gelişiminin ilk altı  yıl içinde boşanma sonucu anne veya babadan ayrı kalan çocuklarda, güven eksikliği sebebiyle, öğrenilmiş davranışlarda bile geriye dönüş başlamaktadır.

Ailenin dağılması ile birlikte bu çocuklar altını ıslatmak, kekelemek, tikler oluşturmak ve kurallara uymamak gibi çeşitli davranış bozuklukları göstermekte, kreş hizmetlileriyle ve anaokulu öğretmenleriyle sağlıklı ilişkiler kuramamaktadır.

 

 Suçlu çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar, bu çocukların genellikle parçalanmış ailelerden geldiğini göstermektedir.

GEÇİNEMEYEN EŞLER VE ARADA
KALAN ÇOCUKLAR

Ülkemizde son yıllarda, ekonomik sıkıntıların da etkisiyle, geçimsizlikler ve boşanmalar gittikçe artış göstermekte, aileler dağılmakta, bundan en fazla çocuklar zarar görmektedir. Genç evliler çocuk yapmaya karar vermeden önce birbirlerini sevdiklerinden ve evliliği başarı ile yürüteceklerinden emin olmalıdırlar. Daha evliliklerinin ilk aylarında anlaşamayan ve boşanmayı düşünen eşler kesinlikle çocuk yapmamalıdırlar.
Bazen büyüklerin tavsiye ve telkiniyle eşler çocuk sahibi olmaları halinde birbirine bağlanacaklarını ve geçimsizliğin sona ereceğini zannederler. Ancak birbirinin dilinden anlamayan iki insanı mutlu etmeye çocuğun da gücü yetmez. Bir heves,düş,hayal uğruna düşünmeden dünyaya getirilen çocuk, güvensiz bir ortamda yetiştiğinden birtakım davranış bozuklukları gösterecek; eşler arasındaki geçimsizliğin dozu daha da artacaktır.

Çoğu defa eşlerden biri, yanlış olduğunu bile bile, ötekini kötüleyerek çocuğu kendi tarafına çekmeye ve böylece güç kazanmaya çalışır. Eşler arasındaki bu rekabet kimi zaman çocuk sevme ve koruma yarışına dönüşür. Anne, çocuğunu kucağına alır, başını okşayarak şöyle der: “Eğer sen olmasaydın bu adamın kahrını bir gün bile çekmezdim.” Aslında çocuk bu sevginin göstermelik olduğunu bilir ve anneye olan güveni azalır.
Çoğu zaman eşler arasındaki çekişme çocuğun gözleri önünde gerçekleşir. Saatlerce süren karşılıklı suçlamalar, tehditler ve hakaretler çocuğu derinden üzer. Çocuğun tartışma konusu edildiği çekişmeler daha da tehlikelidir. Zira çocuk yanlış davranışlarından dolayı anne babanın kendisini sevmediklerini, bu yüzden tartıştıklarını düşünür, suçluluk duygusuna kapılır. Onları kavga ortamından uzaklaştırmak için türlü hikâyeler uydurur, yalandan hastalık belirtileri gösterir. Bazı geçimsiz eşler, karşı tarafı haksız çıkarmak için çocuğu hakem seçer. Bir tercih yapmak zorunda bırakılan çocuk huzursuz olur, ne diyeceğini bilemez. Sebebi ne olursa olsun, anne ve baba, çocuğun yanında tartışmamalı; onu taraf olmaya zorlamamalıdır.

BOŞANAN EŞLERDE OLUMSUZ DAVRANIŞLAR

Geçimsizlik çekilmez bir hâl aldığı zaman eşler boşanmaktan başka çare bulamazlar. İstatistikler boşanmaların çoğunlukla çocuksuz veya tek çocuklu eşler arasında gerçekleştiğini göstermektedir. Boşanma kararı ile birlikte, pek tabîdir ki, çocuğun kimde kalacağı tartışması gündeme gelir. Mahkeme, çoğu zaman, küçük çocukların annede kalmasına karar verir. Eğer annede ruhsal ve ahlakî bir bozukluk yoksa doğru olanı da budur. Ancak bazı anneler, babaya çocuğunu görmeyi yasaklayarak bu avantajlarını intikam almak için kullanır; bununla da yetinmeyip babayı kötüler. Çocuk, babasını görmeyi arzuladığı halde, gerçek duygularını anneden saklar.
Bazen eşler aralarında anlaşarak kendi düzenlerini kuruncaya kadar, geçici bir süre için, çocuğu bir üçüncü kişiye (anneanneye veya babaanneye) bırakmayı tercih ederler. Düşük okul başarısı ve uyumsuz davranışları yüzünden bize getirilen bir erkek çocuğunu analiz ettiğimizde parçalanmış bir aileden geldiğini gördük.

 Çocuk babaannenin yanında kalıyordu. Baba yeni bir evlilik yapma hazırlığı içindeydi. Anne, geçimini temin etmek için, bir iş bulmuş çalışıyordu. Babaanne, çocuğa devamlı annesini kötülüyor, yabancı erkeklerle düşüp kalktığını söylüyordu. Çocuk bize getirildiğinde annesini öldürme planları kurmaktaydı.
Hırsızlık yapmaktan ve okul eşyasına zarar vermekten şikayetle öğretmeni tarafından getirilen bir kız çocuğunu incelediğimizde yine dramatik bir boşanma olayı ile karşılaştık. Baba, aile reisi olma sorumluluğunu yerine getirmeyen, kumara ve alkole düşkün biriydi. Ailenin ihtiyaçlarını karşılamadığı gibi, eve gece geç saatlerde dönüyor, alkolün de etkisiyle huzursuzluk çıkarıyor, karısını ve çocuğunu dövüyordu.
Böyle bir insanla aynı çatı altında yaşamak istemeyen anne, çocuğunu alarak baba evine sığınıyor ve kısa bir süre sonra boşanma davası açıyor. Ancak, kadının babası bu evliliğe baştan itibaren karşı olduğu için torununu bir türlü kabullenmek istemiyor. “Bu evliliğin yürümeyeceğini sana söylemiştim; ama sen beni dinlemeyip o serseri ile evlendin. Sen benim evladımsın, yanlış da yapsan, sana sahip çıkmak benim görevim. Ancak, bir sarhoşun çocuğuna bakmak zorunda değilim; onu evime getirmemeliydin” diyor. Sevgiye ve korunmaya en fazla ihtiyacı olduğu bir zamanda dedesi tarafından böyle dışlanan bir çocuğun ruh halini düşünün.
ÇOCUK BOŞANMA OLAYINI KABULLENEMEZ

Bir öğretmen arkadaşım anlatıyor: “İlköğretim ikinci  sınıfta, anne ve babası boşanmış bir öğrencim vardı. Çocuk annesinde kalıyordu. Babası iki haftada bir gün çocuğunu görmeye geliyor, dışarı çıkıyorlar, gün boyunca birlikte oluyorlardı. Anne baba okumuş, meslek sahibi, kültürlü insanlardı. İkisini de tanıyordum. Çocuğun yanında birbirlerine karşı gayet iyi  davranıyorlardı. Ancak, çocuk, boşanma olayını bir türlü kabullenememişti. Anne ve babanın ayrı yaşadığını arkadaşlarından saklıyor, sürekli yalan hikâyeler uyduruyor, kendisini ne kadar çok sevdiklerini, birlikte gezmeye çıktıklarını ve çok eğlendiklerini anlatıyordu. Çizdiği resimlerde devamlı mutlu aile tabloları vardı. Kiminde anne ve baba birbirine sarılmış, kiminde çocuğu ortalarına almış gezmeye çıkmış olurlardı. Resmin altına sıklıkla şu cümleyi yazardı: Anneciğim, babacığım sizi çok seviyorum.”
Anne baba medenî bir şekilde ayrılsalar ve çocuğa birbirini kötülemeseler dahi; çocuğun boşanma olayını anlaması ve kabullenmesi çok zordur. Sevdiği iki insanın bir gün yine birleşeceklerini ve mutlu olacaklarını hayâl eder. Çocuğun uzun süre bu hayâl dünyasında yaşaması, gerçek dünyadan kopmasına ve kendi içine çekilmesine yol açabilir. İçine kapanan çocuk, diğer insanlarla başarılı ilişkiler kuramaz; sosyal yönden geri kalır. Hayâl dünyasına sığındığı ve orada kendisini mutlu hissettiği için dış dünyaya karşı ilgisi azalır. Dikkatini yoğun tutamaz, öğrenme ve akıl yürütme yeteneği zayıflar. Düşüncelerini ve duygularını ifade edemez. Okul başarısında devamlı düşme görülür.
Anne veya babadan ayrı yaşayan çocukları bekleyen başka bir tehlike daha vardır. Boşanan eşlerden biri veya her ikisi tekrar evlenmek isteyebilir. Bunu çocuğa anlatmak istediklerinde şiddetli bir tepki ile karşılaşırlar. Anne babanın tekrar bir araya geleceğini ve mutlu bir hayat süreceklerini hâyal eden çocuk, bu mutlu hayâlin yıkılmasına izin vermez. “Annem tekrar evlenmeye kalkarsa onu polise şikayet ederim” veya “evden kaçarım” diyen çocuk örnekleri az değildir.



BOŞANAN EŞLERİ BEKLEYEN YENİ SIKINTILAR

Geçimsiz evliliklerde eşler genellikle boşanmanın bir kurtuluş çaresi olacağını ve birbirinden kurtuldukları zaman sıkıntıların sona ereceğini düşünürler. Ancak istatistikler, özellikle çocuklu eşlerde, bu düşüncenin gerçekleşmediğini; boşanma ile birlikte başka sıkıntıların ortaya çıktığını göstermektedir. Bunların başında “çocuğun eğitim problemi” gelmektedir. Boşanma kararı ile birlikte “çocuğun kimde kalacağı” tartışması gündeme gelir. Bu konuda psikoloji ve gelenekler anneden yana tavır alır. Babadan fedakârlık yapması istenir. Çocuğun annede kalması belki problemi azaltır; ama tamamen çözmez. Bir çocuğun ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı yetişmesi için anne kadar babaya da ihtiyacı vardır. Anne ne kadar çabalarsa çabalasın babanın yerini dolduramaz. Çocuğun cinsiyetine uygun sosyal bir kimlik kazanmasında babanın rolü büyüktür.
Boşanma sonunda annede kalan bir çocuk, babasını seviyorsa ve ailenin dağılmasında annesini kabahatli buluyorsa; huzursuzluk, hırçınlık, inatçılık ve saldırganlık gibi davranış bozuklukları göstererek annesini üzecektir. Eğer anne çocuğa babayı kötüleyerek kendisini haklı çıkarmaya çalışırsa durum daha da zorlaşır. Çocuğu ile birlikte bize danışmak için gelen bir anne yaşadığı sıkıntıyı ağlayarak şöyle dile getiriyordu: “Bu çocuğa ne oldu anlamıyorum. Akıllı, söz dinleyen, terbiyeli, çalışkan bir çocuktu. Sanki o sevimli çocuk gitti, yerine sokak serserisi bir çocuk geldi. Beni kızdırmak ve çileden çıkarmak için ne gerekirse yapıyor. Ne güzel söz, ne nasihat ne de dayak bir işe yarıyor.”
Çocuklu eşler boşanmaya karar vermeden önce, bunun çocuk ruh sağlığı üzerinde derin izler bırakacağını bilmeleri ve buna göre hareket etmeleri gerekir. Boşanmanın sebebi ne olursa olsun birbirlerine karşı kin duymamalı, anne ve baba olduklarını unutmamalı, çocuğa karşı sorumluluklarının devam ettiğini kabul etmelidirler.
Çocuk üzerinde bırakacağı olumsuz etkileri en aza indirmek için anne ve baba boşanmanın ne demek olduğunu açık bir dille anlatmalı ve çocuğu buna hazırlamalıdır.

Eğer mümkünse boşanmadan sonra haftanın yarısını annede, yarısını babada geçirmesine karar verilmeli; böylece anne ve baba modelinden yoksun büyümemesi sağlanmalıdır.
Eski eşler çocuğu kendi tarafına çekmek için abartılı bir sevme yarışına girmemeli; eğitimini disiplin ve terbiye ölçüleri içinde sürdürmelidir. En tehlikeli yarış, çocuk kozunu kullanarak birbirinden öç alma yarışıdır.

Bazı anneler, öç almak için, babaya çocuğunu görmesini yasaklamakta, kimi zaman cinayetle sonuçlanan acı olaylara sebep olmaktadır.


Bana göre boşanmaların temel sebebi mantıksız evliliklerdir. Diğer bütün sebepler bahanedir. Gençler birbirini iyice tanımadan, birlikte yaşamanın getireceği sorumlulukları bilmeden evlenmeye karar vermemelidir. Eşler arasında denklik evliliğin temelidir. Görgüde, tahsilde, zekada, dünya görüşünde, fiziksel güzellikte, cinsellikte, evliliğe bakış açısında, aile yapısında, sosyal statüde ne kadar benzerlik varsa evliliğin temeli o kadar sağlam ve eşlerin anlaşması o kadar kolay olur.

 

 

Peki çocuklar ?

 

Çocukların boşanan anne-babalara vermek istediği en önemli mesajlar şunlardır;

 

1)     Biz her ikinizi de seviyoruz ve her ikinize de ihtiyacımız var.

2)     Bizler sizin muhbirleriniz değiliz. Diğer ebeveynimize söylemek istediğiniz bir şey varsa, bunu direkt kendisine söyleyin.

3)     Biliyoruz ki, sizler acı çekiyorsunuz, korkuyorsunuz ve öfkelisiniz. Biz de!

4)     Biliyoruz ki büyük olasılıkla elinizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Biz de!

5)     Lütfen diğer ebeveynimiz hakkında kötü şeyler söylemeyin. Ne kadar haklı olursanız olun, bu sadece bizim kendimizi gerçekten çok kötü hissetmemize neden oluyor.

6)     Lütfen taraf tutmamızı istemeyin. Böyle bir konuda taraf olmak bizim için çok zor ve çok ağır. Bu beklentiniz hiç adil değil.

7)     Diğer ebeveynimizle birlikte olmaktan hoşlandığımız için size ihanet ettiğimiz duygusuna kapılmamıza neden olmayın.

8)     Bu sizin seçiminiz olmayabilir, ama unutmayın, bu bizim seçimimiz de değil.

9)     Lütfen boşanmanın anlamadığımız ya da bilmemize gerek olmayan ayrıntılarını bize anlatmayın.

10)   Lütfen bizi evin “erkeği” ya da “kadını” yapmayın. Biz sadece çocuğuz ve sadece bir çocuk olmamıza izin verin!!!

 

Peki neler yapılabilir ???

 

KULLANILACAK TEKNİK VE YÖNTEMLER:

Çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;

 

 

  1. Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.

 

  1. Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala, dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.

 

 

  1. Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı- koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın birbirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık bir araya gelin (Kendinizi, eşinizle bu bir araya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).

 

4.     Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.

5.     Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır.

6.     Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.

7.     Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.

8.     Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.

9.     Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Boşanma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.

10.   Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.

 

Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :

 

        Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarf etmeyin.

 

        Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin.

 

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:

 

1)     Çocuğa boşanmanın ne demek olduğunu, açık ve yalın bir dille anlatın. Bunu eşinizi kötülemeden ve suçlamadan yapın. Geçinemediğinizi bir arada mutlu olamadığınızı belirtin. Yeniden birleşme umudu vermeyin. "Sen istersen barışırım" gibi sözlerden kaçının.

2)     Boşanmanın onu bir süre mutsuz edeceğini bildiğinizi söyleyin boşanmada bir suçu olmadığını, onunla ilgisi bulunmadığını belirtin. Ana-baba olarak sevginizin süreceğini boşanmayla anne ya da babadan birini yitirmeyeceğini vurgulayın.

 

3)     Çocuğu eşinizle olan çatışmanızın dışında tutmaya çalışın. Onu kazanma yarışına girmeyin. Barışmak için aracı yapmayın.

4)     Duygularınıza yenilip çocuğu yan tutmaya zorlamayın. Size yaranmak için eşinizi kötülemesine izin vermeyin. Eski eşinizi olduğundan daha iyi gösterme çabasına da girmeyin.

5)     Eski eşinizden öç almak için çocuğu ondan yoksun bırakmayın. Bu durumda asıl cezalanan eski eşiniz değil, çocuğunuzdur.

6)     Çocuk ana ve baba arasında top gibi gidip gelmemelidir. Bir evi asıl evi olarak benimsemelidir. Ancak anne ya da babasına giden çocuklar için diğer evde de çocuğun kendine ait bir ortamı olmalıdır. Belki evin bir köşesi ya da bir odası çocuk için düzenlenmelidir. Çocukta sarsılan güven duygusu ayrı yaşayan ana ve babayı sık görmesiyle değil düzenli aralarla ve sürekli görmesiyle onarılabilir.

7)     Çocuğu acıma duygularıyla ya da şımartarak eğitmeyin. Çocuğunda tedirgin ve güvensiz olduğunu düşünerek aşırı tepkilerden kaçının hele anne veya babasına göndermekle korkutmayın. Çocukta gördüğünüz olumsuz davranışları eski eşinize benzetmekten kaçının "Ne olacak.! Babasının oğlu, babandan ne hayır gördüm ki senden göreyim?" gibi ağır sözler kullanmayın.

 

Anne babasının ayrılık kararını öğrenen çocuk aşağıdaki sorulara cevap arar:

 

Şu anda ailenin yaşadığı evi kim terk edecek?

Çocuğa yaşayacağı evle ilgili bilgi verilmeli, evi kimin terk edeceği açık bir dille anlatılmalıdır. Çocuk bundan sonra kiminle yaşayacağını bilmek isteyecektir. Çocuğa kiminle yaşayacağı söylenmelidir.

 

Anne ve babam niçin ayrılıyorlar?

        Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun bir şekilde ayrılığın nedenleri anlatılmalıdır. Ancak şunu unutmamak gerekir ki, söylenecekler kadar söylenmeyecekler de önemlidir. Çocuğa gereğinden fazla bilgi vermek ve sindiremeyeceği kadar detayları anlatmaya kalkışmak onun zihnini bulandırır ve sıkıntısını artırır. Konuşmaya başlarken keskin ifadelerden kaçınılmalı daha yuvarlak ve genel ifadeler kullanılmalıdır. Ayrılmanın nedenini açıklarken örneğin, baban başka biriyle yaşıyor diye söze başlamak çocuğun bu olaya saplanmasına ve başka açıklamalarımıza kulak vermemesine neden olur. Babanın başka biriyle yaşadığı ancak daha sonraki konuşmalarda açıklanmalıdır.

        Ayrılmanın nedeni anlatılırken diğer ebeveyni suçlayıcı sözlerden kaçınılmalıdır. Çocuğun taraf tutmasını sağlamaya yönelik çabalar sevdiği ve özdeşim kurduğu kişiye karşı düşmanca davranışlar içine girmesine neden olabilir. Aslında çocuk hem annesini hem de babasını sever ve özdeşim kurar. Sevdiği kişiler hakkında açılan karalama kampanyası her şeyden önce çocuğun kendi duygu ve düşüncelerine olan güveni zedeler. Bütün bunlardan çocuktan gerçeklerin saklanması gerektiği anlamı çıkmaz. Çocuğa gerçekler mutlaka söylenmelidir. Ancak bunun zamanı konusunda aceleci davranılması hatalıdır. Zaten siz söylemeseniz de çocuk mutlaka süreç içinde gerçekleri öğrenecektir. Önemli olan abartılı ve tamamen hissi olan yaklaşımlardan kaçmaktır. Eğer boşanma eşlerden birinin fiziksel ve cinsel istismarı nedeniyle gerçekleşiyorsa bu durum çocuğa gelişim düzeyine uygun bir biçimde hemen açıklanmalıdır. Burada şahıstan çok eylem üzerinde durmak tercih edilmelidir.

 

Ben niçin annemle yada babamla yaşayacağım?

Çocuğa niçin sizinle yaşadığını yada yaşamadığını anlatmak zorundasınız. Bunu anlatırken ben seni daha çok seviyorum sana daha iyi bakarım gibi açıklamalardan kaçınılmalıdır. Ancak burada da alkolizm, fiziksel ve cinsel istismar gibi durumlar hariç tutulmalı, böyle durumlarda çocuğun sizinle güven içinde yaşayacağı ve kendisine her hangi bir zararın gelmeyeceği açıklanmalıdır.

 

Evi terk eden annem yada babam nerede yaşayacak?

        Çocuğun merak ettiği konuların biri de evden ayrılan ebeveynin nerede yaşayacağıdır. Çocuk evden ayrılan anne ya da babasının evsiz ve açıkta kalacağı konusunda endişe duyar. Açık bir dille anne babanın nerede ve kiminle yaşayacağı çocuğa anlatılmalıdır. Evden ayrılan birey hakkında çocuğun duyduğu endişeler giderilmelidir.

 

Bir daha annemi ya da babamı görebilecek miyim?

Özellikle okul öncesi dönem çocukları sıklıkla bir daha anne ya da babasını görüp görmeyeceği sorusunu sorar. Çocuğun anne ya da babasını ne sıklıkla göreceği eşlerin karşılıklı anlaşması ya da mahkeme kararı ile belirlenmektedir. Ancak ideal olan çocuğun istediği zaman anne ya da babasını görebileceği ortamı sağlamaktır. Bu mümkünse çocuğa istediği zaman anne ya da babasını görebileceği söylenmelidir. Çocuğa bu konuda yalan ve yanlış bilgiler verilmemelidir. Ayrılık sonrası en kısa zamanda çocuğun evden ayrılan anne ya da babasını hangi zaman göreceğini önceden mutlaka bilmelidir. Örneğin, çocuğun "her Cuma akşamı babam beni alır"düşüncesi olmalı, ne zaman birlikte olunacağı takvime bağlanmalıdır. "Fırsatım olursa görüşürüz" diyen, çocuğu yoğun belirsizlik içine sokan yaklaşılmadan kaçınılmalıdır.

 

Bana ne olacak?

 

Ayrılma sonrası çocuklar kendi gelecekleri konusunda endişeler yaşarlar. Hayatlarının bundan sonraki bölümünde neler olacaktır. Aynı okuluna devam edebilecek midir? Eski arkadaşları ile görüşebilecek midir? Aile büyükleri (dede, nine, teyze, hala, amca, dayı gibi) ile görüşmesi devam edecek midir? Çocuğun bu sorularına cevap verilmelidir. Özellikle eskiden yaşadığı evden ayrılması gerektiği durumlarda çocuk için ebeveyn ile olan ayrılma zorluğuna arkadaşları, öğretmenleri ve evinden ayrılığın getirdiği zorluklar eklenecektir. Evinden ayrılan çocuğun oyuncaklarını ve sevdiği ve bağlandığı bazı eşyalarını yanına almasına izin verilmelidir.

 

Annem ya da babam geri dönecek mi?

        Her ayrılık boşanma ile sonuçlanmayabilir. Boşanma ile sonuçlanmayan ayrılıklarda geleceği tahmin etmek kolay olmaz. Çocuğun evliliğin geleceği hakkındaki sorularına cevap verirken olasılıkları akılda tutmalısınız. Ayrılığın ne kadar süreceği ve sonunda boşanmanın olup olmayacağı hakkında kesin fikrimiz yok ise çocuğa net mesajlar verici yaklaşımlardan uzak durmalısınız.

 

Boşanma ve ayrılığın ardından anne ya da baba bu zor döneminde çocuğun nelere ihtiyacı olduğunu ve ona nasıl yardımcı olacakları konusunda bilgi edinmek ister. Anne ya da babanın bu süreçte dikkat etmesi gereken hususlar şöyle sıralanabilir;

 

        Çocuğunuza mümkün olduğu kadar fazla zaman ayırmalısınız. Onunla birlikte olabildiğiniz zamanlarda oyunlarına katılınız ve birlikte oyun oynayınız.

        Çocuğunuzun duygularını rahat ifade etmesini sağlayacak ortamlar sağlayınız. Örneğin, "Babanın evden ayrılması bizi oldukça sarstı, seninde farklı duygular içinde olduğunu biliyorum" diyerek söze başlayabilirsiniz. Çocuğunuza onu dinlemeye ve anlamaya hazır olduğunuz fikrini vermelisiniz. Bunu yaparken ısrarcı olmayınız. Çocuk duygularını bir çırpıda ifade edemeyebilir. Onun ağzını arar ve ondan laf koparmak istercesine yaklaşmayınız.

        Çocuğunuzun duygularını anlamaya çalışınız. Yargılayıcı ve suçlayıcı olmayınız.

        Çocuğunuzun yanında eski eşinizi eleştiren, aşağılayan suçlayan sözlerden kaçınınız.

        Bu süreçte çocukta yaşına göre beklenenin altında davranışlar görülebilir. Çocuk adeta geriye dönmüş ve bebeksi bir hal almış olabilir. Bu nedenle çocuğu cezalandırmayınız.

        Ayrılık kararı anne-baba tarafından çocuğa birlikte açıklanmalıdır. Ayrılık nedenleri detaylara inmeden çocuğa anlatılmalı, karşılıklı suçlamalardan kaçınılmalıdır.

        Çocuğun önemli günlerinde ya da yaşadığı sorunların çözümünde eşler birlikte hareket etmek ve aynı ortamlarda bulunmak zorundadırlar. Ayrılmanın getirdiği suçluluk duygusuyla çocuğa sürekli taviz verilmemelidir.

        Ayrılan eşler, yeni erkek ve kız arkadaşlarını çocukla tanıştırma konusunda acele etmemelidirler. Çocuklar bu yeni kişiye aşırı bağlanma yaşayabilirler. Anne-babanın yeni arkadaşı ile yaşayacağı olası ayrılıklar çocuğun ikinci bir ruhsal sarsıntı yaşamasına neden olabilir.

        Çocuğun ayrılığa vereceği tepkiler normal sınırları aşıp ruhsal anlamda sorun haline de gelebilir. Depresyon, kaygı, uyku bozuklukları, okul sorunları, davranış sorunları gibi geniş bir yelpaze içinde görülebilecek ruhsal sorunlarda mutlaka pedagoji uzmanlarından yardım istenmelidir.

        Çocuklarınızı her zaman sevileceklerine ve en iyi şekilde bakılacaklarına inandırmak ve bu yönde davranmak.

        Çocuklarınızı diğer ebeveyn ile mutlu ve sıcak bir ilişki sürdürmek için cesaretlendirmek ve bunun için elinizden geleni yapmak.

        Eski eşinizle ilişkiyi mümkün olduğu kadar sorunsuz sürdürmek. Bu mümkün değilse, sorunları çocuklara yansıtmamak.

        Çocuklarla ilgili konularda eski eşinizle işbirliği yapmak.

        Çocuklarınızın sizin için yeri doldurulamaz ve değerli varlıklar olduğunu hissetmelerini sağlamak.

        Hayatlarındaki başka insanlardan ve uzmanlardan yardım ve rehberlik istemeleri için çocuklarınıza yardım etmek.

Diğer İlgili Makaleler