TR Doktor

Önyargılarımız

Sesli Oku

Önyargı, bir kişi ya da olaya ilişkin yeterli bir bilgi edinmeden, önceden, peşin bir karara varmış olma durumudur.

            Ön yargılarımız, sağlıklı iletişim kurmanın önündeki en büyük engellerden biridir. Çünkü iletişim esnasında karşımızdakinin sözlerine ve davranışlarına değil, zihnimizde o kişiyle ilgili var olan yargıya göre karar veririz.

            "Allah, insanlar hakkındaki hükmünü bütün ömürleri bittikten sonra veriyor ama biz âciz insanlar kim oluyoruz da; onları bir kez görmekle, iki üç yazısını okumakla, birkaç dedikodu dinlemekle haklarında hüküm verebiliyoruz?" diyor Mevlana.

            İlk izlenim dediğimiz şey bazen bizi doğrulasa da çoğu zaman yanılabiliyoruz.  Neden bu kadar çabuk karar veriyoruz ilk kez karşılaştığımız kişiler hakkında?

            Mevlana önyargılarımızın nedeni olarak iki şeyi öne sürüyor. Biri aceleciliğimiz, diğeri de bilgisizliğimiz.

            Nedense biz ilk kez karşılaştığımız kişiler hakkında hemen bir yargıya varmak için acele ediyoruz. Karşıdaki kişinin bazen bir sözü, bazen kıyafeti, bazen de davranışı hakkında bir hüküm veriyoruz. Daha sonra karşılaştığımız zamanlarda da bu önyargıya göre hareket ediyoruz.

            Bir arife sormuşlar: “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?

            “Terzimi severim” diye cevap vermiş. Soruyu soranlar şaşırmışlar.

            “Aman efendim, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken, terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı?” demişler.

            Arif cevabı vermiş:

            “Evet, dostlarım, ben en çok terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde ölçümü yeniden alır. Diğerleri öyle değil. Bir kez hakkımda karar verdiler mi, ölünceye kadar bana hep aynı “ölçü nazarıyla bakarlar”

            Önyargılarımızın nedeni bazen aceleciliğimizden, bazen bilgisizliğimizden, bazen de hem aceleciliğimizin hem bilgisizliğimizin bir arada olmasından kaynaklanıyor olsa da yıkılması çok zordur. “Ön yargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur.” Der Einstein.

            Önyargının önüne geçmek için çocuklarına ders veren bir babanın hikâyesini paylaşmak istiyorum:

            Bir zamanlar dört oğlu olan bir bilge, çocuklarına acele karar vermemelerini ve önyargılı olmamalarını öğretmek için her birini sırayla uzak bir yerde bulunan ağacın yanına gidip ona bakmak için göndermiş. İlk oğlan kışın gitmiş, ikincisi ilkbaharda, üçüncüsü yazın, sonuncusu sonbaharda gitmiş.

            Sonra bir gün hepsini bir araya toplamış ve ne gördüklerini sormuş. İlk oğlan ağacın çirkin, yaşlı ve kupkuru olduğunu söylemiş.

            İkinci oğlan, “Hayır yeşillikle doluydu ve canlıydı” demiş.

            Üçüncü oğlan başka fikirdeymiş, “Çiçekleri vardı ve kokusuyla görüntüsüyle o kadar muhteşemdi ki, daha önce hiç böyle bir güzellik görmemiştim” demiş.

            Sonuncu oğlan, hepsinin de haksız olduğunu ve ağacın meyvelerle dolu, canlı ve hayat taşıyor olduğunu bildirmiş.

            Yaşlı adam oğullarına hepsinin haklı olduğunu söylemiş, çünkü hepsinin farklı mevsimlerde bu ağacı görmeye gittiklerini anlatmış. Sonra onlara şu sözleri söylemiş:

            “Bir ağacı veya bir insanı, kısa bir süre veya bir mevsim tanıdıktan sonra yargılayamayın. ”

            İnsanları bir özelliğine, bir sözüne ya da bir davranışına göre yargılamaya çalışmak hikâyede bir mevsimi görüp ormanı yargılayan kardeşlerin durumuna benzer. Konuyu J.M.Keynes’e ait şu sözlerle noktalamak istiyorum.

            “Yeni fikirleri yakalamaktan daha zor olan şey, beynimizin tüm köşelerini tutmuş olan eski fikirlerden kurtulmaktır.”

Diğer İlgili Makaleler